Nefret suçları ve sosyal medyanın etkisi


Ocak 2, 2016

Nefret suçları , bir kişiye veya gruba karşı ırk, dil, din, cinsiyet  gibi ön yargı doğurabilecek nedenlerden ötürü işlenen, genellikle şiddet içeren suçlardır.

Nefret suçları diğer suçlardan farklı çünkü her ne kadar bu suçlar bireylere karşı işleniyorlarsa da aslen hedef alınan o bireyin üyesi olduğu sosyal gruptur. Eğer bu suç bir defaya mahsus olarak işlenmemişse ve süreklilik arz ediyorsa, suç işleyenler nefret grubu olarak adlandırılırlar.

Nefret Yasası ve Nefret suçları

Bu suçları engellemeye ve suç işleyenleri cezalandırmaya yönelik düzenlenmiş yasalara ise nefret yasası denir.
İlk olarak 1969 yılında önyargı yasaları” olarak ABD de kavramlaştırılan nefret suçları daha sonraki yıllarda Avrupa ülkeleri mevzuatlarına girmiştir. Başta yerli haklarının, daha sonraki kölelik uygulamasına bağlı olarak siyah haklarının, günümüzde ise daha çok göçmen ve vatandaşlık haklarının tartışıldığı ve bu tartışmadan beslenen sivil haklar mücadelesinin ve kazanımlarının muhafaza edilmesi şüphesiz hem ABD hem de dünyaülkeleri açısından son derece önemli. 1990’lı yıllardan itibaren, cinsiyet  temelinde gerçekleştirilen saldırıların da bu kapsama alınması ile tarihi süreç nefret suçları ile mücadelede önemli bir evreye ulaşmıştır.

Avrupa da ve örneğin Almanya’da ise 2001 yılından bu yana “siyasi motifli suç” olarak kabul edilen bu kapsamdaki suçlar için daha çok “önyargı suçları” tanımlaması kullanılmaktadır.
Bir suçlu tarafından bir şahsa veya bir mülke karşı işlenen herhangi bir cezai suçun kaynağı o kimsenin ırkı, rengi, etnik kökeni ya da uyruğu; dini; cinsiyeti, yaşı, fiziksel veya zihinsel engelleri ise bu suç nefret suçunu teşkil eder.

Nefret suçları; sözlü taciz, tehdit edici davranışlar, nefretli konuşma, ad veya lakap takmak, postayla veya e-postayla rahatsız etmek, telefonla rahatsız etmek, mesajla rahatsız etmek, duvar yazısı, fiziksel saldırı, grupça saldırı, soygun, hırsızlık, gasp, taciz, tecavüz, sarkıntılık, gözdağı verme, şiddet, aile içi şiddet, kundakçılık veya diğer herhangi bir şekilde hasar verme gibi şekillerde işlenebilir.

nefret suçları

 

Türkiye ’de nefret suçlarına dönük sonu cinayetlere kadar varan bir dizi vahim olaylar yaşanmasına rağmen hâlâ bu alanda hukuki düzenlemeye gidilmemektedir. Çünkü Türkiye ’de hâkim ideolojinin ürettiği zihniyet hâlâ farklı olanı dışlamakta, yok saymakta ve onları birer tehdit unsuru olarak görmektedir. Öncelikle bu duyguların beslendiği kaynaklar gözden geçirilmeli ve bu konuda yapılması gerekenler tartışılmalıdır.

 

Yükselen milliyetçilikle birlikte nefret dili yükselmekte ve etkisini arttırmaktadır. Türkiye ’de sık sık medyanın taraflı, önyargılı ve ayrımcı bir dil kullandığına tanık oluyoruz. Özellikle de azınlık hakları, silahlı çatışmalar ve AB üyelik süreci gibi konularda bu dil kendini daha fazla gösteriyor. Haberlerde, özellikle de manşetler ve haber başlıklarında kullanılan provokatif, ırkçı ve ayrımcı dil, toplumda düşmanlık ve ayrımcı duyguları tetikleyen, kalıp yargıları güçlendiren birer araca dönüşüyor.

Medya en etkin kültürel iletkenlerden biridir. Bu nedenle çeşitliliği ve farklılığı öne çıkarmaya gücü olduğu kadar, bu çatışmayı sıradanlaştırma ve yayma konusunda da son derece etkili ve yönlendirici olabilir. Uzun yıllardır Türkiye medyası milliyetçi ve ayrımcı söylemin etkin kaynaklarından biri olmuştur. Bu gazetecilik türünün toplumdaki kutuplaşmaya dikkate değer bir katkısı sağlamıştır.

 Sosyal medyanın nefret suçları etkisini azaltması için

*İnsanların genelinin diğer medya çalışanlarının eğitilmesi,
*Azınlık gruplarından da medya çalışanının işe alınması ve terfi ettirilmesi,
*Meslek içi eğitimler verilmesi,
*Irkçılık karşıtı ve çok kültürlülük politikalarının geliştirilmesi ve değerlendirilmesi
*Çok kültürlülükle ilgili haber yapma konusunda yeni ve güncellenmiş seminerler verilmesi gibi çalışmalar yapılabilir.

Nefret suçları ve sosyal medyanın etkisi haberine benzer haberler :

"Nefret suçları ve sosyal medyanın etkisi" yazısı hakkında yorumlar

Görüşlerin bizim için çok önemli.