Kedigiller Ailesinden Hayvanlar


Şubat 15, 2017

Şüphesiz, hayvanların çoğu hakkında yanlış inançlarımız vardır. Aslan gururun, yürekliliğin, gücün olduğu kadar soyluluğun, merhametin,’ erkekliğin de sembolüdür. Oysa ki kaplan fazla vahşi, gaddar ve merhametsizdir. Kaplan doymuş olsa bile, her an kana susamış gibidir öfkesi yalnız pusuda beklerken diner gibi olur ama avını vahşice paralar Buffon bu sevimsiz tarifini böylece yapar ama o, ne denli büyük bir tabiat bilgini olursa olsun, yine de bir insandır, yani ön yargılardan ve yanılmalardan uzak olamaz.

Bir yandan aslanı fazilet timsali haline getirirken, kaplanı kötülüğün simgesi olarak karşımıza çıkarır.. Bir terbiyeciye soracak olursanız, size kaplanın aslandan daha güç eğitildiği, tutsaklıkta bile hayvanlar kralından daha az insancıl olduğu cevabını verecektir. Ancak, evde büyütülen bir kaplanın evcilleştiğini, sahibini tanıdığını ve ona bağlandığını da sözlerine ekleyecektir.

Kaplan mı yoksa Aslan mı daha güçlüdür ?

Kaplan mı yoksa aslan mı daha güçlüdür sorusuna cevap vermek güçtür. Bu iki vahşî hayvanın boyları aynıdır, aslanı daha iri gösteren yelesidir. İkisi de aynı derecede çevik olup, korkunç sila’hlara sahiptirler. Gelişme çağında ikisinin de ağırlığı aynı oranda artar. Bir erkeğin boyu yerden omuzuna 1 m., uzunluğu 2 m. olup, ağırlığı 100-250 kg. arasında değişir. Her ikisi de etçilliğin tüm karakteristtiklerine sahiptirler: Korkunç bir kas gücü ve nadir bir refleks çevikliği.

Kaplan birkaç metrelik atlamalarla avına ulaşır ve bu yüzden pek azı elinden kurtulabilirler. Ama o da aslan gibi uzun koşular için yaratılmamıştır. Sinema ve fotoğraflar onun beyaz bıyıklarının çevrelediği koca yuvarlak ağzını, siyah çizgili bej postunu yeteri kadar bize tanıtmışlardır.

Kaplana Asya’nın güneyinde, Afganistan’dan Hindiçiniye, Moğolistan’dan Türkistan’a dek bütün bölgelerde rastlanır. Cava ile Sumatra arasındaki Sonda takımadalarında dev cüsseli kaplanlar yaşar. sanıldığına göre bunlar bu bölgelere yüzerek geçmişlerdir.

Ama kaplanın saltanat sürdüğü asıl ülke Hindistan ormanlarıdır. En kocamanları orada yaşar ve en ilginç kaplan avları orada yapılır ve aynı zamanda bu vahşi hayvan en çok orada zarar saçar.

Av alanı geniş ve büyükbaş hayvanlarla (manda, geyik, karaca) doluysa, kaplanlar genellikle şafakta sulara yakın yerlerde sinerler ve hayvanların su içmeye gelmelerini beklerler. Ama kaplan, bu tür avların az bulunduğu bölgedeyse ve yaşlılığın yükünü duymaya başlamıssa, insanların bulundukları yerlere sokulmaya başlar; oradaki sürüler kolay yenebileceği avlarla doludur.

Sürüdeki hayvanlar derken, işin içinde çoban da vardır ve kaplan, insan etini bir tattı mı köy halkı için sürekli bir tehlike olabilir.

Yerli halkın çaresizliği karşısında hayvan cüretini artırdıkça artırır. Bir sıçrayışta çitleri aşar ve evlere bile dolar. Bu ihtiyar kaplanlar kurnaz olmakla beraber fazla akıllı değillerdir. Ormandaki otçul iri hayvanları avlayacak kadar çeviktir. İnsanların kurdukları tüuzakları ve pusuları kolaylıkla atlatır.

Dişi kaplan, şefkatli bir anadır ve yavrularını korumak için hayatını tehlikeye atmaktan kaçınmaz. Buffon, bu konuda şunları yazıyor.

Her zaman öfkelidir; ama yavruları çalındı mı, bu öfke son haddini bulur Bütün tehlikeleri göze alır. Hırsızların pesine düşer. Öyle ki bunlar, yavrulardan birini koyvermek zorunda kalırlar. Ana o zaman durur, onu alır, bir barınağa dek taşır, hemen döner ve avcıları şehrin kapılarına ya da limana kadar izler. Umudunu kesti mi de öyle içler acısı ve korkunç ağlamalarla haykırır ki, uzaktan duyanlar bile titrer.

Kaplan avı zordur, ama profesyonel avcılar en az riskle sonuç almayı bilirler. Bir hayvanı yem olarak kullanıp onu ta yakınlarına çekerler; kendileri de bir ağacın yüksekçe bir dalına_çıkarlar. Orası korkusuzdur. Çünkü kaplan tırmanıcı değildir. Ancak avcının onu öldürmesi çevrede yaşayan kimselerin güvenliği için.şarttır, çünkü yaralı kurtulan kaplan daha da vahşî, daha da amansız olur’

“Hindistan’da kaplan avı çoğunlukla fil sırtında yapılır. Özellikle muhteşem bir görünüştür bu ama, oldukça pahalıya mal olur. Koca hayvanın sırtına rahatça kurulan racaların korkacak bir şeyi yoktur, fakat avlananların hayatları tehlikededir.

Afrika Parsı

Afrika’da yaşayan aslan ve Asyalı kaplan etçillerin en belli başlılarındandır. Ama onlar kadar korkunç başkaları da vardır. Örneğin pars: Aslan ve kaplandan daha ufak olmakla beraber daha ceviktir ve aç olmadığı zaman bile öldürür. Ağaçlara tırmanır, fundalar arasında sessizce dolaşır ve avını gafil avlayacak kadar yaklaştıktan sonra saldırırlar. Halbuki aslan ve kaplan avcıya adeta meydan okurlar, onlar çoğunlukla çıplak arazide avcının karşısına çıkarlar ve geldiklerini kükreyerek haber verirler. Parsa gelince, o son ana dek saklanır. Profesyonel avcıların anlattıklarına göre, onun ağaçtan atlaması ve avına saldırması pek ani olur. Parsın, hafif benekli gri-beyazdan siyaha kadar türlü renkleri olabilir.

Parslar en çok Afrika ve Asya’da bulunur. Cok değişik iklimlere kolaylıkla alışır. Bütün tuzakları ve kapanları atlatıp, bütün bir yöreyi tarumar eden pars sürülerine bile rastlanmıştır.

Kar parsı Orta Asya’nın dağlık bölgelerinde, kara panter Cava ve Sumatra’do yaşar. Boyca daha ufak olan pars (leopard), tek başına bir türdür. Kediden farkı tırnaklarıdır. Onukiler gibi kısılmadıklarından avını tutmaya ve parçalamaya yaramaz. İnce bir vücudu, uzun kuyruğu, ufak bir başı ve basık bir çenesi vardır. Omuzlarına kadar boyu 50 cm. yi ancak bulur. Bütün parslar Afrika, Asya, Transvaal, Habeşistan, Mısır, Suriye, İron’ ın sıcak , ve kuru bölgelerinde ve Hindistan’da yaşarlar. Gepar kedigillerin en yumuşak huylusudur diyebiliriz, tabiî kediyi istisna edersek. Eski zamanlardan beri av, hatta bekçilik için kullanılmak üzere eğitilirdi.

Hemcinslerinin çoğundan farklı olarak, iyi bir koşucudur. Hızı, bir yarış atınınkini aşar ve açık arazide bir geyiğin peşine takılarak avını yakalar. Yürüyüşü kedigillerinkinden çok, bir köpeğinkini andırır. Sıçramalarla koşar. Kolayca evcilleştirilir ama ne yazık ki, tutsaklıkta yavrulamaz, bu nedenle de yaşadığı bölgelerin dışına çıkartılamaz. İnsan için tehlikeli olan kedigiller binlerce yıl önce Avrupa’da yaşarlardı. Şimdi yaşayanlar arasında en büyüğü vaşaktır. Uzunluğu, kuyruk hariç 40 cm.’yi bulur. Tüyleri kızıla çalar. Üstü daha koyu ya da siydh beneklerle süslüdür. Halen dağlarda rastlamak mümkünse de, sayıları günden güne azalmaktadır. İnsanlara saldırmaz, avı karacalar, geyikler ve dağkeçileridir. Güçlü olduğu kadar çevik olan vaşak, ağaçlara tırmanıp sincap ve zerdevaları kovalar. Eti lezzetlidir. Kürkü değerli olan bazı türleri daha vardır ki, bunlar Asya ve Amerika’da yaşarlar.

Vaşaktan söz edilmişken Afrika’da yaşayan yakın akrabası karakol ve serval hakkında da biraz bilgi verelim. Biri Afrika’ nın kuzeyinde, ötekisi ortasında yaşar. İkisi de vaşaktan daha ufak olup, çok güzel hayvanlardır. İkisininde refleksleri öyle kuwetli ve sıçramaları öyle anîdir ki, bir kuşu uçarken bile yakalarlar. Düşünün ki kedi, yerde duran serçeyi bile, bütün çabalarına rağmen tutamaz. Çok iyi bir koşucu olan serval, antilop yavrularına saldırır, bazen koyun ve tavukları yakalamak için köylere de iner. Yılanlarla da beslenir

Şimdi de Amerika’da yaşayan iri kedigillerden puma ve iaguarı ele alalım.

Puma dağ arslanı

Puma ufak bir dişi aslana çok benzer, ancak aslanınkinden farklı olarak tüylerinde gümüşsü parıltılar vardır. Erkeğin yüksekliği 60 cm. ., boyu yaklaşık olarak 1,70 cm.dir.

Görülüyor ki, gövdesi parsınkine yaklaşmaktadır ve insan eti yiyici olmaya elverişli yapıdadır. Ama
gerçek bunun tam aksidir. Puma insandan korkar, hiç değilse uzak durur. Öyle ki, bu güzel hayvanın avlanması bir saklambaç oyununu andırır. Çiftçiler özellikle ondan korkarlar, çünkü yalnız bir hayvan hırsızı değil, müthiş bir katildir de. Sadece yiyeceği hayvanı değil, bütün sürüyü boğazlar. Bu nedenledir ki, bu hayvan amansızca avlanır. Öyle ki, Kuzey Amerika’da sayıları iyice azalmaya yüz tutmuştur.

Jaguarlarların özellikleri

Amerika kaplanı diye ‘de anılan jaguar, pumadan daha iri ve daha tehlikelidir. Siyah benekli kızıl kürkü vardır. Ağaca tırmanıcılığı, çevikliği ve vahşiliğiyle, çok benzediği parstan daha iridir.

Zavallı Amerika yerlileri ve Brezilya tarlalarında silahsız olarak çalıştırılan siyahlar, uzun zaman onların kurbanları olmuşlardır ve halen de olmaktadırlar.

Jaguarın avı, parsınkini andıran güçlüklerle doludur. Jaguar evcilleşmez ve her türlü zor’ lamalara .baş kaldırır. Kedigillerin çoğu gibi, o da bağımsızlık içgüdüsünün bir sembolüdür. Ormanların bu’ muhteşem efendilerini gözümüzde olduğundan çok çekici yapan da işte budur ya.

Birazda evlerimizin sıcak konukları kedilerden söz etmek zamanı geldi, sanırız. Evcil kedilerin birçok cinsi vardır. Başlıcaları Ankara, Habeş, Siyam, İran, mavi renkli Rus kedisiyle mavi Malta kedisidir. Sevimli ve uysal kediler renklerine göre, samur, tekir gibi adlar alır. Kaplana benzeyen çizgili tekir kediler evcil kedilerin en eskisi sayılır.

"Kedigiller Ailesinden Hayvanlar" yazısı hakkında yorumlar

Görüşlerin bizim için çok önemli.