Bir varmış Bir yokmuş. Aykut Erdoğdu klip seslendirdi.
Yıllar önce yaşam nasıldı ?
Uyku nedir, Kaç saat uyku yeterlidir ?
Referandumda oyunuz ne olacak?

Değişim ve Gelişime kapalı kalmak

Şubat 2, 2017


Hemen herkesin kabul ettiği bir söz vardır: Değişmeyen tek şey değişimdir!.. ,Evet hepimiz değişimin farkındayız; ama galiba nereden başlanacağı hususunda anlaşma sağlamakta zorlanıyoruz. Değişimin nereden başlayacağını, buna ilişkin bir hikâye ile örnekleyerek yazıya giriş yapalım. Bilgenin biri, gençliğinde bütün dünyayı değiştirmenin peşinde imiş. Dünyayı değiştirip, dünyadaki olumsuzlukları asgariye indirmenin mümkün olabileceği¬ne inanarak 40 yaşına gelmiş. […]



Hemen herkesin kabul ettiği bir söz vardır: Değişmeyen tek şey değişimdir!.. ,Evet hepimiz değişimin farkındayız; ama galiba nereden başlanacağı hususunda anlaşma sağlamakta zorlanıyoruz. Değişimin nereden başlayacağını, buna ilişkin bir hikâye ile örnekleyerek yazıya giriş yapalım.
Bilgenin biri, gençliğinde bütün dünyayı değiştirmenin peşinde imiş. Dünyayı değiştirip, dünyadaki olumsuzlukları asgariye indirmenin mümkün olabileceği¬ne inanarak 40 yaşına gelmiş. Bu yaşına geldiğinde bakmış mi, dünyayı değiştirmek mümkün olamadı, bari ülkemi değiştireyim, diye düşünmüş. Ülkeyi değiştirme projesi ile yaşı gelmiş 60’a dayanmış. Ama ülkesini de değiştirmeyi başaramamış. Ömrünün kalan 10 senesini de yaşadığı şehri değiştirmek amacına yö¬nelik olarak geçirmiş. Yaşı 70’e gelip dayandığı halde yaşadığı şehri de değiştirmeyi başaramamış. Bari ailemi değiştireyim, diye düşünmeye başlayınca, ailesini yanında bulamadı, doğal olarak. Bari kendimi değiştireyim demeye başlayınca da, doğal olarak iş işten geçmiş oldu. Aslında bilge başlaması gereken yere 80 yıl sonra gelmiş; ama maalesef kimseyi değiştiremediği gibi kendisi de değişmemiş. Galiba çok kez, ömrümüzü bu bilge gibi geçirme yanlışına düşüyoruz.

Başkalarının sorumluluğunu almak

Sosyal hayatımızdaki ilişkilerimizde hep başkalarını sorumlu tutma alışkanlığımız var mı? Öğretmenler öğrencileri, müdürler öğretmenleri, din görevlileri başkalarını, vb. hep sorumlu tutuyorsa, burada bir sorun var, demektir. Kendisinden kaynaklanan bazı sorunların olduğuna inanmayan bir memur, yaşanan sorunların kaynağı olarak hep amirini görür. Bu memur, “Niçin işini iyi yapmıyorsun?” sorusuna genellikle, şöyle cevap verir: “Bu müdürle bu kadar çalışılır”. Gün gelir bu memurun müdürü değişmiştir, daireye yeni bir müdür atanmıştır. Ama memur işini aynı tarzda sürdürmeye devam etmektedir. “Niçin çalışmıyorsun, müdürün de değişti”, diye sorarsanız, cevap yine hazırdır: “Gelen gideni aratır!” Bu müdürde de iş yoktur(!) Burada değişme noktasında hep başkalarını öne çıkaran bir anlayışın tipik bir örneği ile karşı karşıyayız.

Değişmeyen tek şey değişimdir

Çatışmalarımızda hep “öteki” suçlu olduğu için, “o”nun değişmesi gerektiğine inanırız. Başaramadığımız için hep kaderimizi suçlarız; kaderimizin değişme¬sini bekleriz. Hatta türkülerimizde “Tanrım beni baştan yarat” türü temennilerin kaynağında da “Başkası yapsın, benim bir şey yapabilmem mümkün değildir” anlamı yatmaktadır. Hep bir kurtarıcı aramanın altında da, “Bizim bir şey yapmamıza imkân yoktur”, inancı hakimdir.

Birileri gelecek bizi değiştirecek ve istediğimiz başarıyı elde edeceğiz(!) Çocuklar ebeveynin değişmesi gerektiğine inanmakta; ebeveyn ise çocuklarının birşeyler yapması gerektiğini düşünmektedirler. Oysa herkes kendisinden başlayarak değişim olursa, o zaman gerçek değişim olacaktır. Bireyler tek tek değişirlerse toplum da değişecektir. Ancak bu¬rada bir noktanın unutulmaması gerekir: Değişimin “gömlek değiştirme” biçiminde olması, toplumsal dengesizliklere sebep olabilir. Değişim, genel olarak ol¬malı; ama bazı ilkelerin olmazsa olmaz olarak kalmasına özen gösterilmelidir. Örneğin değişim adına kadınların “erkeksi” olmalarına izin verilmesi, değişim kapsamında değil, dejenere kapsamında değerlendirilmelidir. Değişim adına dinin bilinçsiz bir formata getirilmesine izin verilmemelidir.
Günümüzde herşeyin değiştiğini kabul etmekten başka çaremiz yok.

Yeniliklere kapalı olmak bağnazlıktır

Herşeyin değiştiği günümüzde, işimizin yapılış yönteminin de değişebileceğini kabul etmek zorundayız. İşimizi 30 yıl önce yaptığımız biçimiyle sürdürmeye çalışmak, değişime direnmek demektir ki, bu gün başarılı olmak için böyle bir direnci yenmek zorunluluğu vardır. Bu direnci öncelikle kendi nefsimizde yenmeliyiz. Uzun yıllar yapıp geldiğimiz bir uygulamayı bu gün değiştirebiliyorsak, günümüzün meslek adamı olabiliriz. Yeniliği “eski köye yeni adet getirme” olarak dışlarsak, eskide kalmaya mahkum oluruz. Eskide kalmak ise geri kalmanın bir başka adıdır. Eskide kalmakla, geleneklere bağlı olmak arasında fark vardır. Geleneklere bağlı kalmak iyidir, ama bu bağlılık hiçbir yeniliğe imkan vermeyecek şekle bürünürse, bunun adına gelenekçilik değil belki bağnazlık demek daha doğru olur.


Bir mesleği uzun yıllar yapıyor olmak, o mesleği çok iyi yapıyoruz anlamına gelmez. Çünkü, yanlışı uzun yıllar yapmak, o yanlışı doğruya çevirmez! Evet, her zaman değişebilmeye hazır olunmalıdır. Geleneklere uymak adına, bilgisayarı kullanmazlık etmediğimize göre, mesleğimizle ilgili yeni anlayış¬ları kullanmayı da normal karşılamamız gerekir. Örneğin, geleneksel yönetim anlayışında, müdür, kurumunu “tek adam” mantığı ile idare ederdi. Günümüzde, müdür, kurumunu, kurumundaki insan kaynakları ile beraber idare etmektedir. Bu ikinci anlayışı, “eski köye yeni adet getirme biçiminde” olumsuz bir olgu olarak alırsak, o zaman bağnaz bir tarz sergilemiş oluruz.

Müdürler değişime açıl olmalı

Okul da müdürü ile temsil edilir. Öyleyse öncelikle okul müdürleri değişime inanmalı ve değişime kendilerinden başlamanın şart olduğunu kabul etmelidirler. Kendisine değiştirmeyi kabul etmeyen biri, başka hiç kimsenin değişmesini beklemeye hakkı yoktur. Okulu, de-ğişimin merkezine alamayan okul müdürünün, öğretmeninin veya eğitim yöne¬ticilerinin değişmesini beklemesi boşuna bir hayaldir.
Değişime evet. Ama, gelin herkes, değişimi öncelikle kendisinde hayata geçirsin. Önce kendimizi değiştirelim ki, başkalarının değişmesini isteme hakkımız olsun. Sahi eğitimin amacı ne idi?
İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir; sen kendini bilmezsin, bu nice okumaktır?




Değişim ve Gelişime kapalı kalmak haberine benzer haberler :

Değişim ve Gelişime kapalı kalmak konusunda birşeyler söyle :

İlk yorum yapan sen ol